Yetişkinlikte yeni arkadaş edinmek neden zor gelebiliyor?
Birlikte kahve içebileceğiniz, gününüzün küçük ayrıntılarını anlatabileceğiniz, kendinizi yakın hissedebileceğiniz insanlar olsun isteyebilirsiniz. Ancak yeni biriyle tanışmak ve bu tanışıklığı arkadaşlığa dönüştürmek, geçmişe kıyasla daha zor gelebilir. Keyifli bir sohbetin ardından “Yeniden görüşelim” denir; fakat gündelik hayatın içinde o ikinci buluşmaya bir türlü sıra gelmeyebilir.
Böyle zamanlarda “İnsanlarla anlaşmakta zorlanıyor muyum?” diye düşünebilirsiniz. Oysa arkadaşlık kurmanın güçlüğünü anlamak için kişisel özelliklerinizle birlikte, yaşamınızın yeni ilişkilere ne kadar alan sunduğuna da bakmak gerekir.

Yakınlığın gelişebileceği ortak zamanı bulmak zorlaşabilir
Okul yıllarında aynı kişilerle düzenli karşılaşmak, günlük yaşamın doğal bir parçasıydı. Bir sohbet ertesi gün devam edebilir, birlikte geçirilen sıradan zamanlar tanışıklığı derinleştirebilirdi. Yetişkinlikte ise iş, bakım sorumlulukları, taşınmalar ve farklı yaşam düzenleri bu sürekliliği zorlaştırabilir.
Arkadaşlığın gelişimini inceleyen araştırmalar, birlikte geçirilen zamanın ve paylaşılan etkinliklerin yakınlıkla ilişkili olduğunu gösteriyor. Ancak yalnızca aynı iş yerinde ya da sınıfta bulunmak yeterli olmayabiliyor; birlikte geçirilen zamanın niteliği ve gönüllü olarak paylaşılan etkinlikler de önem taşıyor (Hall, 2019). doi.org
Bu nedenle yeni arkadaş edinmekte zorlanmanız, mutlaka insanlarla iletişim kurmakta güçlük yaşadığınız anlamına gelmez. Anlaştığınız biriyle bile ilişkinin gelişebileceği ortak zamanı bulamayabilirsiniz. Tanışmak bir başlangıçtır; arkadaşlığın ilerleyebilmesi için o karşılaşmanın devamının gelmesi gerekir.
İlk karşılaşmanın ardından kendinize fazla eleştirel yaklaşabilirsiniz
Yeni biriyle sohbet ettikten sonra aklınız, duraksadığınız ya da ne söyleyeceğinizi bilemediğiniz anlara gidebilir. Karşı tarafın sizi sıkıcı bulduğunu veya yeniden görüşmek istemediğini düşünebilirsiniz. Ancak kendi izleniminiz, onun deneyimini her zaman doğru yansıtmayabilir.
Farklı ortamlarda yürütülen çalışmalarda insanlar, sohbet ettikleri kişilerin kendilerinden ne kadar hoşlandığını ve birlikte vakit geçirmekten ne kadar keyif aldığını olduğundan az tahmin etmiştir. “Beğenilme farkı” olarak açıklanabilecek bu durum, yeni tanışan kişiler arasında aylar boyunca da gözlenmiştir (Boothby et al., 2018). doi.org
Bu bulgu, her tanışıklığın arkadaşlığa dönüşeceğini söylemez. Ancak “Pek anlaşamadık” ya da “Beni yeniden görmek istemez” düşüncesinin kesin bir bilgi olmadığını hatırlatır. Henüz birbirinizi tanımadığınız bir ilişkinin ilk anlarında mesafe hissetmeniz, ilişkinin gelişemeyeceği anlamına gelmeyebilir.
Sosyal hayatın değişen koşulları da etkili olabilir
Arkadaşlık kurmayı yalnızca bireysel çabayla açıklamak, içinde yaşadığımız koşulları gözden kaçırabilir. Yüz yüze görüşmelerin azaldığı bir ortamda, yeni insanlarla karşılaşmak ve ilişkileri sürdürmek için daha fazla planlama gerekebilir.
ABD’de 243 binden fazla yetişkinin 2003–2024 yılları arasındaki zaman kullanım kayıtlarını inceleyen bir araştırmada, arkadaşlarla yüz yüze geçirilen zamanın azaldığı görülmüştür. Bu azalma pandemi öncesinde başlamış; pandemi sonrasındaki 2022–2024 döneminde de önceki düzeye dönüş gözlenmemiştir (Caren, 2026). Çalışma çevrim içi iletişimi ölçmediği için, bulguyu bütün sosyal ilişkilerin aynı ölçüde azaldığı şeklinde yorumlamamak gerekir. Ayrıca ABD verileri Türkiye’deki durumu doğrudan açıklamaz. journals.sagepub.com
Yine de bu sonuçlar, arkadaşlık kurma güçlüğünü yalnızca kişisel bir eksiklik olarak değerlendirmemek gerektiğini düşündürür. Yakınlık isteğiniz sürerken, yakınlığın gelişebileceği karşılaşmalar sınırlı kalabilir.
Yeni arkadaşlıklara nasıl alan açılabilir?
Bu araştırmalardan hareketle, ilk olarak aynı kişilerle tekrar karşılaşabileceğiniz ortamları değerlendirebilirsiniz. İlginizi çeken düzenli bir kurs, gönüllülük çalışması veya ortak etkinlik grubu, her seferinde sıfırdan tanışmak yerine tanışıklığı sürdürmenize fırsat verebilir. Buradaki amaç, her katılımda yakın bir arkadaş bulmak değil; birbirinizi tanıyabileceğiniz bir süreklilik oluşturmaktır.
İyi geçen bir sohbetin ardından küçük ve somut bir adım atmak da yardımcı olabilir. “Bir ara görüşelim” yerine “Gelecek hafta iş çıkışında kısa bir kahve içmek ister misiniz?” gibi bir teklif, buluşmayı planlamayı kolaylaştırabilir. Bu, zaman ve ortak etkinliklere ilişkin bulguların gündelik yaşama uyarlanmış bir önerisidir; her davetin olumlu karşılanacağını garanti etmez.
İlk görüşmelerden hemen uzun yıllara dayanan bir dostluğun rahatlığını beklememek de üzerinizdeki baskıyı azaltabilir. Henüz birbirinizin mizahını, sınırlarını ve iletişim biçimini öğreniyorsunuz. Birlikte rahat hissetmenin zaman içinde gelişmesine izin verebilirsiniz.
Son olarak, arkadaşlığın karşılıklı bir süreç olduğunu hatırlamak önemlidir. Siz ilginizi gösterebilir, iletişim kurabilir ve zaman ayırabilirsiniz. İlişkinin ilerlemesi, diğer kişinin isteğine ve yaşam koşullarına da bağlıdır. Bir tanışıklığın devam etmemesi, sizin arkadaş olunmaya değer biri olmadığınız anlamına gelmez.
Yetişkinlikte yeni arkadaşlıklar kurmak bazen daha fazla zaman ve planlama gerektirebilir. Bu süreçte kendinizi değerlendirmek kadar, hayatınızda karşılaşmaya, paylaşmaya ve yeniden görüşmeye ne kadar yer olduğunu anlamaya da ihtiyaç duyabilirsiniz.
Kaynakça
Boothby, E. J., Cooney, G., Sandstrom, G. M., & Clark, M. S. (2018). The liking gap in conversations: Do people like us more than we think? Psychological Science, 29(11), 1742–1756. https://doi.org/10.1177/0956797618783714
Caren, N. (2026). The end of Friday nights with friends. Socius, 12. https://doi.org/10.1177/23780231261478215
Hall, J. A. (2019). How many hours does it take to make a friend? Journal of Social and Personal Relationships, 36(4), 1278–1296. https://doi.org/10.1177/0265407518761225WhatsApp ile paylaş · E-postayla paylaş